DOSTLARIMIZ
cifci-sen

Çevre Mühendiseri Odası

Ekolojistler

Jeoloji Mühendisleri Odası

Metalurji Mühendisleri Odası

Meteoroloji Mühendisleri Odası

Peyzaj Mimarları Odası

Pir Sultan Abdal Derneği

Yeşiller Partisi

Ziraat Mühendisleri Odası

Kim Online
Şu anda 37 konuk çevrimiçi
Ülkelere Göre Ziyaret
Turkey flag 45%Turkey
United States flag 18%United States
Germany flag 10%Germany
Russian Federation flag 6%Russian Federation
Switzerland flag 5%Switzerland
United Kingdom flag 3%United Kingdom
Ukraine flag 3%Ukraine
Netherlands flag 2%Netherlands
France flag 1%France
Seychelles flag 1%Seychelles
Ana Sayfa Hukuksal Süreç Çimento Davaları

danistay_karariDanıştayın Kil ockları hakkında almış olduğu gerekçeli kararı açıklıyoruz.

 

 

 

 

 

 

Devamını oku...

 

 

ANKARA NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI

Kanalıyla

NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

GAZİANTEP

YÜRÜTMEYİ DURDURMA İSTEMLİDİR

DURUŞMA İSTEMLİDİR

DAVACILAR               :1-Aziz Öğüt (TC Kimlik No:30965130726)

2-Bektaş Kaya (TC Kimlik No:25745304718)

3-Şıho Selmanpakoğlu (TC Kimlik No:21161046348)

4-Ali Uyandık (TC Kimlik No:27971230540)

5-Hüseyin Öğüt (TC Kimlik No:30935131746)

6-Garip Kaya (TC Kimlik No:25748304654)

7-Ahmet Doğangül (TC Kimlik No:30071160570)

8- Ahmet Nazlıkul (TC Kimlik No:30092159874)

9-Aydın Öğüt (TC Kimlik No:47416582164)

10-Mithat Uzunova (TC Kimlik  No:29525178728)

11-Bektaş Uzunova (TC Kimlik No:29597176332)

12-İsmail Selmanpakoğlu (TC Kimlik No:21137047140)

13-Gökhan Akçam (TC Kimlik No:27953231046)

14- Memik Çöçelli (TC Kimlik No:63022062180)

15-Ali Yücedağ (TC Kimlik No:28994196424)

16-Mehmet Cankıran (TC Kimlik No:27518245600)

17-Salman Akdeniz (TC Kimlik No:10502401014)

18-Salman Üyüklü (TC Kimlik No:34975997058)

19-Elif Üyüklü (TC Kimlik No:46894643060)

VEKİLİ                        :Av.Mehmet HORUŞ

Karanfil Sokak No:16/60 Kızılay/ANKARA

 

DAVALI                       :ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI ANKARA

 

DAVA KONUSU                 :Kahramanmaraş İli, Pazarcık İlçesi sınırları içerisinde Mineral Endüstri Ltd. Şti. tarafından işletilmesi planlanan Marn Ocağı projesi ile ilgili olarak TC Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü tarafından verilen 17/12/2010 tarihli ve 2058 sayılı ÇED Olumlu işleminin öncelikle YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASI, yargılama sonunda İPTALİ, sürelerin kısa süreler olarak verilmesi ve yargılamanın DURUŞMALI yapılması istemi hakkında

ÖĞRENME TARİHİ          :Çevre ve Orman Bakanlığı’nın internet sitesinden işlem                                                        tarihinden sonra öğrenilmiştir.

AÇIKLAMALARIMIZ                :

 

Davacılar hakkında açıklama:

Anayasa’nın 17/1. maddesine göre; “.. Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.. Anayasa’nın 56/2 maddesine göre de “...çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir... Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını ve çevre kirlenmesini önlemek ödevini devlete ve vatandaşlara yükleyen Anayasa’nın bu kuralı gereği davacıların 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2/1. maddesinde tanımlandığı anlamda davayı açmada menfaatleri vardır. Davacı müvekkiller, madencilik projesinin yapıldığı köy ve çevre köylerde yaşayan yöre yurttaşları olup geçimlerini büyük çoğunlukla tarımla sağlamaktadırlar.

DAVA KONUSU İŞLEMDEKİ HUKUKA AYKIRILIKLAR

Yetki ve Şekil Unsurları Yönünden Hukuka Aykırılıklar:

 

Dava konusu ÇED Olumlu işlemi aynı madencilik faaliyeti için daha önce davalı idare tarafından verilen ÇED Gerekli Değildir Kararı hakkında temyiz mercii olarak Danıştay’ın verdiği Yürütmeyi Durdurma ve Bozma kararları hilafına tesis edilmiştir. Söz konusu madencilik faaliyeti ile ilgili verilen ÇED Gerekli Değildir Kararı hakkında açılan davada; Gaziantep 2.İdare Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmiştir. Danıştay 6.Dairesi, davanın reddi yönündeki kararın temyiz başvurusu üzerine öncelikle 27/04/2010 tarihinde YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI vermiştir. 07/07/2010 tarihinde ise Danıştay, davayı esastan karara bağlayarak oybirliği ile BOZMA KARARI vermiştir. Bundan sonraki yargılama safahatında yerel mahkeme bu karara uyabilir ya da ilk kararında direnebilir. İkinci bir olasılık da Danıştay’ın Bozma kararı sonrasında davalı idarenin karar düzeltme yoluna başvurmasıdır. Özetle; ÇED Gerekli Değildir Kararının iptali yönünde kesinleşmiş bir yargı kararı yoktur ve idarenin bu kararı verirken tesis ettiği idari işlem icrai niteliğini korumaktadır.

 

Çevre ve Orman Bakanlığı aynı madencilik projesi için daha önce verdiği karar hakkında açılan dava devam ederken işlemeci firma tarafından yapılan ÇED başvurusunu kabul etmiş ve ÇED süreci sonucunda bu rapor nihai edilerek dava konusu ÇED Olumlu işlemi tesis edilmiştir. Çevre ve Orman Bakanlığı, ÇED Gerekli Değildir Kararı aleyhine açılan davalar devam ederken ÇED Raporu başvurusunu kabul ederek daha önce verdiği ÇED Gerekli Değildir Kararının hukuka aykırılığını kabul etmiş olmaktadır. Bu durumda ÇED Gerekli Değildir Kararı aleyhine açılan davaların konusuz kaldığının kabulü gerekmektedir. Fakat kamu kurumu olarak davada taraf olan Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından mahkemeye bu yönde bir beyanda bulunulmadığı gibi yukarıda özetlendiği şekilde bu davalar halen devam etmektedir.

Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından  dava konusu ÇED Olumlu kararının verilmesi Danıştay kararını yok saymak anlamına gelmektedir. İşletmeci firmanın yaptığı ÇED başvurusunun, en başından Bakanlık tarafından yargı kararı gerekçe gösterilerek ret edilmesi gerekirken, ÇED sürecine başlanması ve raporun nihai edilerek ÇED Olumlu kararı verilmesi, ağır hizmet kusuru oluşturacak derecede hukuka aykırı bir durumdur. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 138.maddesine göre; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” Çevre ve Orman Bakanlığı’nın Anayasa’nın bu amir hükmünün gereğini yerine getirmeme yetkisi yoktur. Önceki karar geri alınmadan bu kararla çelişik yeni bir işlem tesis edilmesi ise şekil ve usule aykırıdır.

Sonuç olarak; şu anda aynı madencilik projesi için hukuksal olarak geçerli hem ÇED Gerekli Değildir Kararı hem de ÇED Olumlu kararı vardır.

Sebep, Konu ve Maksat Unsurları Yönünden Hukuka Aykırılıklar:

İşletmeci firma tarafından Danıştay kararından sonra daha önceki “ÇED Gerekli Değildir Kararı” na dayanak olan Proje Tanıtım Dosyası,  içerik ve kapsam itibariyle aynen tekrar edilerek bu kez “ÇED Raporu” adı altında sunulmuş ve davalı idarece hukuka aykırı bir biçimde olumlu görüş verilmiştir. Danıştay 6.Dairesi “ÇED Gerekli Değildir Kararı” aleyhine açılan davada Gaziantep 2.İdare Mahkemesi’nin ret kararı hakkında Bozma kararı verirken iki temel konunun altını çizmiştir.

 

1-Aynı ekolojik bütünlük içinde ve aynı işletme ruhsatına ait alanların bütünlüklü bir çevresel etki değerlendirme sürecine tabi tutulması gerekmektedir. Danıştay’a göre;

 

“3213 Sayılı Maden Kanunu ile 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca çıkartılan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği bir arada değerlendirildiğinde, bir alanda maden zuhurunun çıkarılması ile başlayıp işletme ruhsatına bağlanan madene ait işleteme ruhsat sahasının 25 hektardan fazla olması ve bu ruhsata bağlı olarak yapılacak madencilik projelerinin ise 25 hektardan daha küçük çalışma alanlarında etaplar halinde gerçekleştirilmek istenilmesi durumunda, anılan madencilik projeleri, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’ne ekli EK-1 Çevresel Etki Değerlendirmesi Uygulanacak Projeler Listesi kapsamında Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanması gerekmektedir.”

“Diğer taraftan uyuşmazlığa konu olayda, işletme ruhsatına bağlanan madene ait toplam rezerv üretim miktarının 100.000m3/yıl hektardan fazla olmasına karşın, bu ruhsata bağlı olarak yapılacak madencilik projesinin ilk etapta 100.000m3/yıl’dan daha küçük çalışma alanında gerçekleştirilmek suretiyle Çevresel Etki Değerlendirme Raporu hazırlanmaktan kaçınıldığı görülmektedir. “

“Uyuşmazlık konusu alanda aynı işletme tarafından ve aynı amaçla yapılması planlanan diğer marn ocağı projeleri ve bu projelerin nitelikleri ile çevre açısından doğurabilecekleri olumsuz sonuçlar da dikkate alındığında (…)”

 

Çevre ve Orman Bakanlığı, Danıştay kararında hukuka aykırı olduğu açık ve net olarak ifade edilmesine rağmen bir kez daha 25 hektardan küçük sahaları ayrı ayrı çevresel etki değerlendirmeye tabi tutmuştur. Nitekim dava konusu marn ocağı ile ilgili ÇED süreci tamamlandıktan sonra Danıştay kararında belirtilen diğer maden sahalarından üçü hakkında da ayrı ayrı ÇED süreci işletilmiştir. Bu maden sahalarından biri için 24/11/2010 tarihinde diğer ikisi için 17/12.2010 tarihinde üç ayrı ÇED Olumlu görüşü daha verilmiştir. Çevre ve Orman Bakanlığı yargı kararlarını uygulamamanın bir türü olan “biçimsel uygulama” yoluna başvurmuştur. Sadece bu kez adına “ÇED Raporu” denilerek daha geniş ve ayrıntılı bir çevresel etki değerlendirme süreci işletildiği görüntüsü oluşturulmuştur. Ama Danıştay’ın asıl altını çizdiği bütünlüklü bir çevresel etki değerlendirme yapılmamıştır.

 

2-1.Derece Arkeolojik SİT Alanı Gerçeği: Danıştay kararında bu konu şu şekilde ifade edilmiştir:

“Anılan taşınmazın 1.Derece Arkeolojik SİT Alanı’nda yer aldığı açık olup, sit belirlemesinin daha sonraki bir tarihte yapılmasının işlemin tesis edildiği tarihte taşınmazın sit alanı niteliğinde olmadığı anlamına gelmeyeceği, taşınmazın arkeolojik sit alanı özelliğinin daha öncesinde de mevcut olduğu, bu konuda davacının korunabilir bir kazanılmış hakkının varlığından söz edilemeyeceği, aynı zamanda sit alanı olma özelliğinin Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’ne göre bölgenin hassasiyeti göz önünde bulundurularak yerinde keşif ve bilirkişi incelemesini gerektirdiği açıktır.”

 

Danıştay’ın aynı kararında da atıf yapılan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 658 sayılı İlke Kararı’nda 1.Derece Arkeolojik sit alanlarında madencilik faaliyeti yapılamayacağı açıkça belirtilmiştir. Sit alanı vasfı halen devam etmesine, gerek Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun kararı gerekse Danıştay kararı, bu alanda madencilik yapılamayacağını kesin olarak ortaya koymasına rağmen Çevre ve Orman Bakanlığı’nın ısrarla olumlu görüş vermesi hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

 

Son olarak ÇED sürecinde ÇED Yönetmeliği’nin 9.maddesine göre yapılması gereken Halkın Katılımı Toplantısı, usulüne uygun yapılmamıştır. Yöre yurttaşları bu projeyi köylerinde istemediklerini açıkça ortaya koymuş ve bu şekilde ÇED sürecine başlanmasının ve yapılmak istenen toplantının hukuki dayanağının olmadığını ifade etmişlerdir. Nihai ÇED Raporu ekindeki Halkın Katılımı Toplantısı tutanağından bu durumun tespit edilmesi gerekmektedir.

 

YÜRÜTMEYİ DURDURMA TALEBİMİZ:

2577 Sayılı Yasanın 27/2. maddesinde aranan dava konusu işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve telafisi güç veya imkansız zararların oluşması koşulları davamızda vardır. Bu neden Sayın Mahkemenizin dava konusu işlem hakkında davalı İdarenin savunmasını almadan, teminatsız olarak YÜRÜTMEYİ DURDURMA kararı vermesini önemle diliyoruz.

HUKUKSAL NEDENLER                        : Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi(özellikle 6. ve 8. maddeler), Anayasa, Çevre Kanunu, ÇED Yönetmeliği, Maden Kanunu, Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği ve Sair Mevzuat

 

DELİLLER                                      : Danıştay kararları ve her türlü yasal delil

SONUÇ VE İSTEM                        : Kahramanmaraş İli, Pazarcık İlçesi sınırları içerisinde Mineral Endüstri Ltd. Şti. tarafından işletilmesi planlanan Marn Ocağı projesi ile ilgili olarak TC Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü tarafından verilen 17/12/2010 tarihli ve 2058 sayılı ÇED Olumlu işleminin;

Davalı İdarenin savunması alınmadan YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA,

 

Yargılamanın DURUŞMALI yapılmasına,

 

●Yargılama sonunda dava konusu idari işlemin İPTALİNE,

Yargılama Gideri ve vekâlet ücretinin davalı idare üzerinde bırakılmasına karar

verilmesini vekâleten arz ve talep ederim.18.01.2011

Davacılar Vekili

Av.Mehmet HORUŞ

 

 

EKİ                                        :

Danıştay kararları

Vekâletnameler

 

 

ANKARA NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI

Kanalıyla

NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

GAZİANTEP

YÜRÜTMEYİ DURDURMA İSTEMLİDİR

DURUŞMA İSTEMLİDİR

DAVACILAR               :1-Aziz Öğüt (TC Kimlik No:30965130726)

2-Bektaş Kaya (TC Kimlik No:25745304718)

3-Şıho Selmanpakoğlu (TC Kimlik No:21161046348)

4-Ali Uyandık (TC Kimlik No:27971230540)

5-Hüseyin Öğüt (TC Kimlik No:30935131746)

6-Garip Kaya (TC Kimlik No:25748304654)

7-Ahmet Doğangül (TC Kimlik No:30071160570)

8- Ahmet Nazlıkul (TC Kimlik No:30092159874)

9-Aydın Öğüt (TC Kimlik No:47416582164)

10-Mithat Uzunova (TC Kimlik  No:29525178728)

11-Bektaş Uzunova (TC Kimlik No:29597176332)

12-İsmail Selmanpakoğlu (TC Kimlik No:21137047140)

13-Gökhan Akçam (TC Kimlik No:27953231046)

14- Memik Çöçelli (TC Kimlik No:63022062180)

15-Ali Yücedağ (TC Kimlik No:28994196424)

16-Mehmet Cankıran (TC Kimlik No:27518245600)

17-Salman Akdeniz (TC Kimlik No:10502401014)

18-Salman Üyüklü (TC Kimlik No:34975997058)

19-Elif Üyüklü (TC Kimlik No:46894643060)

 

VEKİLİ                        :Av.Mehmet HORUŞ

Karanfil Sokak No:16/60 Kızılay/ANKARA

 

DAVALI                       :ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI ANKARA

 

DAVA KONUSU                 :Kahramanmaraş İli, Pazarcık İlçesi sınırları içerisinde Mineral Endüstri Ltd. Şti. tarafından işletilmesi planlanan Marn Ocağı projesi ile ilgili olarak TC Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü tarafından verilen 24/11/2010 tarihli ve 2042 sayılı ÇED Olumlu işleminin öncelikle YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASI, yargılama sonunda İPTALİ, sürelerin kısa süreler olarak verilmesi ve yargılamanın DURUŞMALI yapılması istemi hakkında

ÖĞRENME TARİHİ          :Çevre ve Orman Bakanlığı’nın internet sitesinden işlem                                                        tarihinden sonra öğrenilmiştir.

AÇIKLAMALARIMIZ                :

 

Davacılar hakkında açıklama:

Anayasa’nın 17/1. maddesine göre; “.. Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.. Anayasa’nın 56/2 maddesine göre de “...çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir... Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını ve çevre kirlenmesini önlemek ödevini devlete ve vatandaşlara yükleyen Anayasa’nın bu kuralı gereği davacıların 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2/1. maddesinde tanımlandığı anlamda davayı açmada menfaatleri vardır. Davacı müvekkiller, madencilik projesinin yapıldığı köy ve çevre  köylerde yaşayan yöre yurttaşları olup geçimlerini büyük çoğunlukla tarımla sağlamaktadırlar.

DAVA KONUSU İŞLEMDEKİ HUKUKA AYKIRILIKLAR

Yetki ve Şekil Unsurları Yönünden Hukuka Aykırılıklar:

 

Dava konusu ÇED Olumlu işlemi aynı madencilik faaliyeti için daha önce davalı idare tarafından verilen ÇED Gerekli Değildir Kararı hakkında temyiz mercii olarak Danıştay’ın verdiği Yürütmeyi Durdurma ve Bozma kararları hilafına tesis edilmiştir. Söz konusu madencilik faaliyeti ile ilgili verilen ÇED Gerekli Değildir Kararı hakkında açılan davada; Gaziantep 2.İdare Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmiştir. Danıştay 6.Dairesi, davanın reddi yönündeki kararın temyiz başvurusu üzerine öncelikle 27/04/2010 tarihinde YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI vermiştir. 07/07/2010 tarihinde ise Danıştay, davayı esastan karara bağlayarak oybirliği ile BOZMA KARARI vermiştir. Bundan sonraki yargılama safahatında yerel mahkeme bu karara uyabilir ya da ilk kararında direnebilir. İkinci bir olasılık da Danıştay’ın Bozma kararı sonrasında davalı idarenin karar düzeltme yoluna başvurmasıdır. Özetle; ÇED Gerekli Değildir Kararının iptali yönünde kesinleşmiş bir yargı kararı yoktur ve idarenin bu kararı verirken tesis ettiği idari işlem icrai niteliğini korumaktadır.

 

Çevre ve Orman Bakanlığı aynı madencilik projesi için daha önce verdiği karar hakkında açılan dava devam ederken işlemeci firma tarafından yapılan ÇED başvurusunu kabul etmiş ve ÇED süreci sonucunda bu rapor nihai edilerek dava konusu ÇED Olumlu işlemi tesis edilmiştir. Çevre ve Orman Bakanlığı, ÇED Gerekli Değildir Kararı aleyhine açılan davalar devam ederken ÇED Raporu başvurusunu kabul ederek daha önce verdiği ÇED Gerekli Değildir Kararının hukuka aykırılığını kabul etmiş olmaktadır. Bu durumda ÇED Gerekli Değildir Kararı aleyhine açılan davaların konusuz kaldığının kabulü gerekmektedir. Fakat kamu kurumu olarak davada taraf olan Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından mahkemeye bu yönde bir beyanda bulunulmadığı gibi yukarıda özetlendiği şekilde bu davalar halen devam etmektedir.

Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından  dava konusu ÇED Olumlu kararının verilmesi Danıştay kararını yok saymak anlamına gelmektedir. İşletmeci firmanın yaptığı ÇED başvurusunun, en başından Bakanlık tarafından yargı kararı gerekçe gösterilerek ret edilmesi gerekirken, ÇED sürecine başlanması ve raporun nihai edilerek ÇED Olumlu kararı verilmesi, ağır hizmet kusuru oluşturacak derecede hukuka aykırı bir durumdur. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 138.maddesine göre; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” Çevre ve Orman Bakanlığı’nın Anayasa’nın bu amir hükmünün gereğini yerine getirmeme yetkisi yoktur. Önceki karar geri alınmadan bu kararla çelişik yeni bir işlem tesis edilmesi ise şekil ve usule aykırıdır.

Sonuç olarak; şu anda aynı madencilik projesi için hukuksal olarak geçerli hem ÇED Gerekli Değildir Kararı hem de ÇED Olumlu kararı vardır.

Sebep, Konu ve Maksat Unsurları Yönünden Hukuka Aykırılıklar:

İşletmeci firma tarafından Danıştay kararından sonra daha önceki “ÇED Gerekli Değildir Kararı” na dayanak olan Proje Tanıtım Dosyası,  içerik ve kapsam itibariyle aynen tekrar edilerek bu kez “ÇED Raporu” adı altında sunulmuş ve davalı idarece hukuka aykırı bir biçimde olumlu görüş verilmiştir. Danıştay 6.Dairesi “ÇED Gerekli Değildir Kararı” aleyhine açılan davada Gaziantep 2.İdare Mahkemesi’nin ret kararı hakkında Bozma kararı verirken iki temel konunun altını çizmiştir.

 

1-Aynı ekolojik bütünlük içinde ve aynı işletme ruhsatına ait alanların bütünlüklü bir çevresel etki değerlendirme sürecine tabi tutulması gerekmektedir. Danıştay’a göre;

 

“3213 Sayılı Maden Kanunu ile 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca çıkartılan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği bir arada değerlendirildiğinde, bir alanda maden zuhurunun çıkarılması ile başlayıp işletme ruhsatına bağlanan madene ait işleteme ruhsat sahasının 25 hektardan fazla olması ve bu ruhsata bağlı olarak yapılacak madencilik projelerinin ise 25 hektardan daha küçük çalışma alanlarında etaplar halinde gerçekleştirilmek istenilmesi durumunda, anılan madencilik projeleri, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’ne ekli EK-1 Çevresel Etki Değerlendirmesi Uygulanacak Projeler Listesi kapsamında Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanması gerekmektedir.”

“Diğer taraftan uyuşmazlığa konu olayda, işletme ruhsatına bağlanan madene ait toplam rezerv üretim miktarının 100.000m3/yıl hektardan fazla olmasına karşın, bu ruhsata bağlı olarak yapılacak madencilik projesinin ilk etapta 100.000m3/yıl’dan daha küçük çalışma alanında gerçekleştirilmek suretiyle Çevresel Etki Değerlendirme Raporu hazırlanmaktan kaçınıldığı görülmektedir. “

“Uyuşmazlık konusu alanda aynı işletme tarafından ve aynı amaçla yapılması planlanan diğer marn ocağı projeleri ve bu projelerin nitelikleri ile çevre açısından doğurabilecekleri olumsuz sonuçlar da dikkate alındığında (…)”

 

Çevre ve Orman Bakanlığı, Danıştay kararında hukuka aykırı olduğu açık ve net olarak ifade edilmesine rağmen bir kez daha 25 hektardan küçük sahaları ayrı ayrı çevresel etki değerlendirmeye tabi tutmuştur. Nitekim dava konusu marn ocağı ile ilgili ÇED süreci 24/11/2010 tarihinde tamamlandıktan sonra Danıştay kararında belirtilen diğer maden sahalarından üçü hakkında da ayrı ayrı ÇED süreci işletilmiş ve bu üç saha için 17/12.2010 tarihinde üç ayrı ÇED Olumlu görüşü daha verilmiştir. Çevre ve Orman Bakanlığı yargı kararlarını uygulamamanın bir türü olan “biçimsel uygulama” yoluna başvurmuştur. Sadece bu kez adına “ÇED Raporu” denilerek daha geniş ve ayrıntılı bir çevresel etki değerlendirme süreci işletildiği görüntüsü oluşturulmuştur. Ama Danıştay’ın asıl altını çizdiği bütünlüklü bir çevresel etki değerlendirme yapılmamıştır.

 

2-1.Derece Arkeolojik SİT Alanı Gerçeği: Danıştay kararında bu konu şu şekilde ifade edilmiştir:

“Anılan taşınmazın 1.Derece Arkeolojik SİT Alanı’nda yer aldığı açık olup, sit belirlemesinin daha sonraki bir tarihte yapılmasının işlemin tesis edildiği tarihte taşınmazın sit alanı niteliğinde olmadığı anlamına gelmeyeceği, taşınmazın arkeolojik sit alanı özelliğinin daha öncesinde de mevcut olduğu, bu konuda davacının korunabilir bir kazanılmış hakkının varlığından söz edilemeyeceği, aynı zamanda sit alanı olma özelliğinin Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’ne göre bölgenin hassasiyeti göz önünde bulundurularak yerinde keşif ve bilirkişi incelemesini gerektirdiği açıktır.”

 

Danıştay’ın aynı kararında da atıf yapılan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 658 sayılı İlke Kararı’nda 1.Derece Arkeolojik sit alanlarında madencilik faaliyeti yapılamayacağı açıkça belirtilmiştir. Sit alanı vasfı halen devam etmesine, gerek Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun kararı gerekse Danıştay kararı, bu alanda madencilik yapılamayacağını kesin olarak ortaya koymasına rağmen Çevre ve Orman Bakanlığı’nın ısrarla olumlu görüş vermesi hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

 

Son olarak ÇED sürecinde ÇED Yönetmeliği’nin 9.maddesine göre yapılması gereken Halkın Katılımı Toplantısı, usulüne uygun yapılmamıştır. Yöre yurttaşları bu projeyi köylerinde istemediklerini açıkça ortaya koymuş ve bu şekilde ÇED sürecine başlanmasının ve yapılmak istenen toplantının hukuki dayanağının olmadığını ifade etmişlerdir. Nihai ÇED Raporu ekindeki Halkın Katılımı Toplantısı tutanağından bu durumun tespit edilmesi gerekmektedir.

 

YÜRÜTMEYİ DURDURMA TALEBİMİZ:

2577 Sayılı Yasanın 27/2. maddesinde aranan dava konusu işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve telafisi güç veya imkansız zararların oluşması koşulları davamızda vardır. Bu neden Sayın Mahkemenizin dava konusu işlem hakkında davalı İdarenin savunmasını almadan, teminatsız olarak YÜRÜTMEYİ DURDURMA kararı vermesini önemle diliyoruz.

HUKUKSAL NEDENLER                        : Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi(özellikle 6. ve 8. maddeler), Anayasa, Çevre Kanunu, ÇED Yönetmeliği, Maden Kanunu, Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği ve Sair Mevzuat

 

DELİLLER                                      : Danıştay kararları ve her türlü yasal delil

SONUÇ VE İSTEM                        : Kahramanmaraş İli, Pazarcık İlçesi sınırları içerisinde Mineral Endüstri Ltd. Şti. tarafından işletilmesi planlanan Marn Ocağı projesi ile ilgili olarak TC Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü tarafından verilen 24/11/2010 tarihli ve 2042 sayılı ÇED Olumlu işleminin;

Davalı İdarenin savunması alınmadan YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA,

 

Yargılamanın DURUŞMALI yapılmasına,

 

●Yargılama sonunda dava konusu idari işlemin İPTALİNE,

Yargılama Gideri ve vekâlet ücretinin davalı idare üzerinde bırakılmasına karar

verilmesini vekâleten arz ve talep ederim.18.01.2011

Davacılar Vekili

Av.Mehmet HORUŞ

 

 

EKİ                                        :

Danıştay kararları

Vekâletnameler

 

 

ANKARA NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI

Kanalıyla

NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

GAZİANTEP

YÜRÜTMEYİ DURDURMA İSTEMLİDİR

DURUŞMA İSTEMLİDİR

DAVACILAR               :1-Aziz Öğüt (TC Kimlik No:30965130726)

2-Bektaş Kaya (TC Kimlik No:25745304718)

3-Şıho Selmanpakoğlu (TC Kimlik No:21161046348)

4-Ali Uyandık (TC Kimlik No:27971230540)

5-Hüseyin Öğüt (TC Kimlik No:30935131746)

6-Garip Kaya (TC Kimlik No:25748304654)

7-Ahmet Doğangül (TC Kimlik No:30071160570)

8- Ahmet Nazlıkul (TC Kimlik No:30092159874)

9-Aydın Öğüt (TC Kimlik No:47416582164)

10-Mithat Uzunova (TC Kimlik  No:29525178728)

11-Bektaş Uzunova (TC Kimlik No:29597176332)

12-İsmail Selmanpakoğlu (TC Kimlik No:21137047140)

13-Gökhan Akçam (TC Kimlik No:27953231046)

14- Memik Çöçelli (TC Kimlik No:63022062180)

15-Ali Yücedağ (TC Kimlik No:28994196424)

16-Mehmet Cankıran (TC Kimlik No:27518245600)

17-Salman Akdeniz (TC Kimlik No:10502401014)

18-Salman Üyüklü (TC Kimlik No:34975997058)

19-Elif Üyüklü (TC Kimlik No:46894643060)

 

VEKİLİ                        :Av.Mehmet HORUŞ

Karanfil Sokak No:16/60 Kızılay/ANKARA

 

DAVALI                       :ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI ANKARA

 

DAVA KONUSU                 :Kahramanmaraş İli, Pazarcık İlçesi sınırları içerisinde Mineral Endüstri Ltd. Şti. tarafından işletilmesi planlanan Kil Ocağı projesi ile ilgili olarak TC Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü tarafından verilen 17/12/2010 tarihli ve 2056 sayılı ÇED Olumlu işleminin öncelikle YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASI, yargılama sonunda İPTALİ, sürelerin kısa süreler olarak verilmesi ve yargılamanın DURUŞMALI yapılması istemi hakkında

ÖĞRENME TARİHİ          :Çevre ve Orman Bakanlığı’nın internet sitesinden işlem  tarihinden sonra öğrenilmiştir.

AÇIKLAMALARIMIZ                :

 

Davacılar hakkında açıklama:

Anayasa’nın 17/1. maddesine göre; “.. Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.. Anayasa’nın 56/2 maddesine göre de “...çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir... Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını ve çevre kirlenmesini önlemek ödevini devlete ve vatandaşlara yükleyen Anayasa’nın bu kuralı gereği davacıların 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2/1. maddesinde tanımlandığı anlamda davayı açmada menfaatleri vardır. Davacı müvekkiller, madencilik projesinin yapıldığı köy ve çevre  köylerde yaşayan yöre yurttaşları olup geçimlerini büyük çoğunlukla tarımla sağlamaktadırlar.

DAVA KONUSU İŞLEMDEKİ HUKUKA AYKIRILIKLAR

Yetki ve Şekil Unsurları Yönünden Hukuka Aykırılıklar:

 

Dava konusu ÇED Olumlu işlemi aynı madencilik faaliyeti için daha önce davalı idare tarafından verilen ÇED Gerekli Değildir Kararı hakkında temyiz mercii olarak Danıştay’ın verdiği Yürütmeyi Durdurma ve Bozma kararları hilafına tesis edilmiştir. Söz konusu madencilik faaliyeti ile ilgili verilen ÇED Gerekli Değildir Kararı hakkında açılan davada; Gaziantep 2.İdare Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmiştir. Danıştay 6.Dairesi, davanın reddi yönündeki kararın temyiz başvurusu üzerine öncelikle 27/04/2010 tarihinde YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI vermiştir. 07/07/2010 tarihinde ise Danıştay, davayı esastan karara bağlayarak oybirliği ile BOZMA KARARI vermiştir. Bundan sonraki yargılama safahatında yerel mahkeme bu karara uyabilir ya da ilk kararında direnebilir. İkinci bir olasılık da Danıştay’ın Bozma kararı sonrasında davalı idarenin karar düzeltme yoluna başvurmasıdır. Özetle; ÇED Gerekli Değildir Kararının iptali yönünde kesinleşmiş bir yargı kararı yoktur ve idarenin bu kararı verirken tesis ettiği idari işlem icrai niteliğini korumaktadır.

 

Çevre ve Orman Bakanlığı aynı madencilik projesi için daha önce verdiği karar hakkında açılan dava devam ederken işlemeci firma tarafından yapılan ÇED başvurusunu kabul etmiş ve ÇED süreci sonucunda bu rapor nihai edilerek dava konusu ÇED Olumlu işlemi tesis edilmiştir. Çevre ve Orman Bakanlığı, ÇED Gerekli Değildir Kararı aleyhine açılan davalar devam ederken ÇED Raporu başvurusunu kabul ederek daha önce verdiği ÇED Gerekli Değildir Kararının hukuka aykırılığını kabul etmiş olmaktadır. Bu durumda ÇED Gerekli Değildir Kararı aleyhine açılan davaların konusuz kaldığının kabulü gerekmektedir. Fakat kamu kurumu olarak davada taraf olan Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından mahkemeye bu yönde bir beyanda bulunulmadığı gibi yukarıda özetlendiği şekilde bu davalar halen devam etmektedir.

Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından  dava konusu ÇED Olumlu kararının verilmesi Danıştay kararını yok saymak anlamına gelmektedir. İşletmeci firmanın yaptığı ÇED başvurusunun, en başından Bakanlık tarafından yargı kararı gerekçe gösterilerek ret edilmesi gerekirken, ÇED sürecine başlanması ve raporun nihai edilerek ÇED Olumlu kararı verilmesi, ağır hizmet kusuru oluşturacak derecede hukuka aykırı bir durumdur. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 138.maddesine göre; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” Çevre ve Orman Bakanlığı’nın Anayasa’nın bu amir hükmünün gereğini yerine getirmeme yetkisi yoktur. Önceki karar geri alınmadan bu kararla çelişik yeni bir işlem tesis edilmesi ise şekil ve usule aykırıdır.

Sonuç olarak; şu anda aynı madencilik projesi için hukuksal olarak geçerli hem ÇED Gerekli Değildir Kararı hem de ÇED Olumlu kararı vardır.

Sebep, Konu ve Maksat Unsurları Yönünden Hukuka Aykırılıklar:

İşletmeci firma tarafından Danıştay kararından sonra daha önceki “ÇED Gerekli Değildir Kararı” na dayanak olan Proje Tanıtım Dosyası,  içerik ve kapsam itibariyle aynen tekrar edilerek bu kez “ÇED Raporu” adı altında sunulmuş ve davalı idarece hukuka aykırı bir biçimde olumlu görüş verilmiştir. Danıştay 6.Dairesi “ÇED Gerekli Değildir Kararı” aleyhine açılan davada Gaziantep 2.İdare Mahkemesi’nin ret kararı hakkında Bozma kararı verirken iki temel konunun altını çizmiştir.

 

1-Aynı ekolojik bütünlük içinde ve aynı işletme ruhsatına ait alanların bütünlüklü bir çevresel etki değerlendirme sürecine tabi tutulması gerekmektedir. Danıştay’a göre;

 

“3213 Sayılı Maden Kanunu ile 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca çıkartılan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği bir arada değerlendirildiğinde, bir alanda maden zuhurunun çıkarılması ile başlayıp işletme ruhsatına bağlanan madene ait işleteme ruhsat sahasının 25 hektardan fazla olması ve bu ruhsata bağlı olarak yapılacak madencilik projelerinin ise 25 hektardan daha küçük çalışma alanlarında etaplar halinde gerçekleştirilmek istenilmesi durumunda, anılan madencilik projeleri, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’ne ekli EK-1 Çevresel Etki Değerlendirmesi Uygulanacak Projeler Listesi kapsamında Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanması gerekmektedir.”

“Diğer taraftan uyuşmazlığa konu olayda, işletme ruhsatına bağlanan madene ait toplam rezerv üretim miktarının 100.000m3/yıl hektardan fazla olmasına karşın, bu ruhsata bağlı olarak yapılacak madencilik projesinin ilk etapta 100.000m3/yıl’dan daha küçük çalışma alanında gerçekleştirilmek suretiyle Çevresel Etki Değerlendirme Raporu hazırlanmaktan kaçınıldığı görülmektedir. “

“Uyuşmazlık konusu alanda aynı işletme tarafından ve aynı amaçla yapılması planlanan diğer marn ocağı projeleri ve bu projelerin nitelikleri ile çevre açısından doğurabilecekleri olumsuz sonuçlar da dikkate alındığında (…)”

 

Çevre ve Orman Bakanlığı, Danıştay kararında hukuka aykırı olduğu açık ve net olarak ifade edilmesine rağmen bir kez daha 25 hektardan küçük sahaları ayrı ayrı çevresel etki değerlendirmeye tabi tutmuştur. Nitekim dava konusu kil ocağı ile ilgili ÇED süreci tamamlandıktan sonra Danıştay kararında belirtilen diğer maden sahalarından üçü hakkında da ayrı ayrı ÇED süreci işletilmiştir. Bu maden sahalarından biri için 24/11/2010 tarihinde diğer ikisi için 17/12.2010 tarihinde üç ayrı ÇED Olumlu görüşü daha verilmiştir. Çevre ve Orman Bakanlığı yargı kararlarını uygulamamanın bir türü olan “biçimsel uygulama” yoluna başvurmuştur. Sadece bu kez adına “ÇED Raporu” denilerek daha geniş ve ayrıntılı bir çevresel etki değerlendirme süreci işletildiği görüntüsü oluşturulmuştur. Ama Danıştay’ın asıl altını çizdiği bütünlüklü bir çevresel etki değerlendirme yapılmamıştır.

 

2-1.Derece Arkeolojik SİT Alanı Gerçeği: Danıştay kararında bu konu şu şekilde ifade edilmiştir:

“Anılan taşınmazın 1.Derece Arkeolojik SİT Alanı’nda yer aldığı açık olup, sit belirlemesinin daha sonraki bir tarihte yapılmasının işlemin tesis edildiği tarihte taşınmazın sit alanı niteliğinde olmadığı anlamına gelmeyeceği, taşınmazın arkeolojik sit alanı özelliğinin daha öncesinde de mevcut olduğu, bu konuda davacının korunabilir bir kazanılmış hakkının varlığından söz edilemeyeceği, aynı zamanda sit alanı olma özelliğinin Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’ne göre bölgenin hassasiyeti göz önünde bulundurularak yerinde keşif ve bilirkişi incelemesini gerektirdiği açıktır.”

 

Danıştay’ın aynı kararında da atıf yapılan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 658 sayılı İlke Kararı’nda 1.Derece Arkeolojik sit alanlarında madencilik faaliyeti yapılamayacağı açıkça belirtilmiştir. Sit alanı vasfı halen devam etmesine, gerek Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun kararı gerekse Danıştay kararı, bu alanda madencilik yapılamayacağını kesin olarak ortaya koymasına rağmen Çevre ve Orman Bakanlığı’nın ısrarla olumlu görüş vermesi hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

 

Son olarak ÇED sürecinde ÇED Yönetmeliği’nin 9.maddesine göre yapılması gereken Halkın Katılımı Toplantısı, usulüne uygun yapılmamıştır. Yöre yurttaşları bu projeyi köylerinde istemediklerini açıkça ortaya koymuş ve bu şekilde ÇED sürecine başlanmasının ve yapılmak istenen toplantının hukuki dayanağının olmadığını ifade etmişlerdir. Nihai ÇED Raporu ekindeki Halkın Katılımı Toplantısı tutanağından bu durumun tespit edilmesi gerekmektedir.

 

YÜRÜTMEYİ DURDURMA TALEBİMİZ:

2577 Sayılı Yasanın 27/2. maddesinde aranan dava konusu işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve telafisi güç veya imkansız zararların oluşması koşulları davamızda vardır. Bu neden Sayın Mahkemenizin dava konusu işlem hakkında davalı İdarenin savunmasını almadan, teminatsız olarak YÜRÜTMEYİ DURDURMA kararı vermesini önemle diliyoruz.

HUKUKSAL NEDENLER                        : Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi(özellikle 6. ve 8. maddeler), Anayasa, Çevre Kanunu, ÇED Yönetmeliği, Maden Kanunu, Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği ve Sair Mevzuat

 

DELİLLER                                      : Danıştay kararları ve her türlü yasal delil

SONUÇ VE İSTEM                        : Kahramanmaraş İli, Pazarcık İlçesi sınırları içerisinde Mineral Endüstri Ltd. Şti. tarafından işletilmesi planlanan Kil Ocağı projesi ile ilgili olarak TC Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü tarafından verilen 17/12/2010 tarihli ve 2056 sayılı ÇED Olumlu işleminin;

Davalı İdarenin savunması alınmadan YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA,

 

Yargılamanın DURUŞMALI yapılmasına,

 

●Yargılama sonunda dava konusu idari işlemin İPTALİNE,

Yargılama Gideri ve vekâlet ücretinin davalı idare üzerinde bırakılmasına karar

verilmesini vekâleten arz ve talep ederim.18.01.2011

Davacılar Vekili

Av.Mehmet HORUŞ

 

 

EKİ                                        :

Danıştay kararları

Vekâletnameler

 

 

 

22/01/2010

DANIŞTAY 6.DAİRE BAŞKANLIĞI’NA

DAVA KONUSU                 :Kahramanmaraş İli, Pazarcık İlçesi, Akçakoyunlu Köyü civarında bulunan Çimko Çimento ve Beton San. Tic. A.Ş. tarafından işletilmesi ve kurulması planlanan ‘Kalker Ocağı ve Entegre Çimento Fabrikası’ projesi ile ilgili olarak verilen ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu’ kararının öncelikle Yürütmesinin Durdurulması ve İptali istemli dava

 

Devamını oku...

 

DANIŞTAY 6.DAİRE BAŞKANLIĞI’NA

Sonuç olarak; temyiz dilekçemizin son cümlesinde dava konusu işlemi kastederek; “Buradan en ilkel topluluklardaki düzeyde, bir kamu yararı düşüncesine varmak dahi mümkün değildir.” şeklindeki görüşümüz, Domuztepe Kazıları ile somut karşılıklarından birini daha bulmuştur.

Devamını oku...

 

DANIŞTAY 6.DAİRE BAŞKANLIĞI’NA

Yukarıda açıklanan nedenlerle; Gaziantep 2.İdare Mahkemesi’nin 2007/660Esas ve 2009/538Karar ve 29.05.2009 tarihli davanın reddi kararının temyiz incelemesi sonucunda BOZULMASINA, dava konusu işlemin YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA, temyiz incelemesinin DURUŞMALI yapılmasına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini vekâleten arz ve talep ederim.

Devamını oku...

 

 

ANKARA NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI

Kanalıyla

NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

GAZİANTEP

YÜRÜTMEYİ DURDURMA İSTEMLİDİR

DURUŞMA İSTEMLİDİR

DAVACILAR               :1-Aziz Öğüt (TC Kimlik No:30965130726)

2-Bektaş Kaya (TC Kimlik No:25745304718)

3-Şıho Selmanpakoğlu (TC Kimlik No:21161046348)

4-Ali Uyandık (TC Kimlik No:27971230540)

5-Hüseyin Öğüt (TC Kimlik No:30935131746)

6-Garip Kaya (TC Kimlik No:25748304654)

7-Ahmet Doğangül (TC Kimlik No:30071160570)

8- Ahmet Nazlıkul (TC Kimlik No:30092159874)

9-Aydın Öğüt (TC Kimlik No:47416582164)

10-Mithat Uzunova (TC Kimlik  No:29525178728)

11-Bektaş Uzunova (TC Kimlik No:29597176332)

12-İsmail Selmanpakoğlu (TC Kimlik No:21137047140)

13-Gökhan Akçam (TC Kimlik No:27953231046)

14- Memik Çöçelli (TC Kimlik No:63022062180)

15-Ali Yücedağ (TC Kimlik No:28994196424)

16-Mehmet Cankıran (TC Kimlik No:27518245600)

17-Salman Akdeniz (TC Kimlik No:10502401014)

18-Salman Üyüklü (TC Kimlik No:34975997058)

19-Elif Üyüklü (TC Kimlik No:46894643060)

 

VEKİLİ                        :Av.Mehmet HORUŞ

Karanfil Sokak No:16/60 Kızılay/ANKARA

 

DAVALI                       :ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI ANKARA

 

DAVA KONUSU                 :Kahramanmaraş İli, Pazarcık İlçesi sınırları içerisinde Mineral Endüstri Ltd. Şti. tarafından işletilmesi planlanan Kil Ocağı projesi ile ilgili olarak TC Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü tarafından verilen 17/12/2010 tarihli ve 2057 sayılı ÇED Olumlu işleminin öncelikle YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASI, yargılama sonunda İPTALİ, sürelerin kısa süreler olarak verilmesi ve yargılamanın DURUŞMALI yapılması istemi hakkında

ÖĞRENME TARİHİ          :Çevre ve Orman Bakanlığı’nın internet sitesinden işlem                                                        tarihinden sonra öğrenilmiştir.

AÇIKLAMALARIMIZ                :

 

Davacılar hakkında açıklama:

Anayasa’nın 17/1. maddesine göre; “.. Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.. Anayasa’nın 56/2 maddesine göre de “...çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir... Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını ve çevre kirlenmesini önlemek ödevini devlete ve vatandaşlara yükleyen Anayasa’nın bu kuralı gereği davacıların 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2/1. maddesinde tanımlandığı anlamda davayı açmada menfaatleri vardır. Davacı müvekkiller, madencilik projesinin yapıldığı köy ve çevre  köylerde yaşayan yöre yurttaşları olup geçimlerini büyük çoğunlukla tarımla sağlamaktadırlar.

DAVA KONUSU İŞLEMDEKİ HUKUKA AYKIRILIKLAR

Yetki ve Şekil Unsurları Yönünden Hukuka Aykırılıklar:

 

Dava konusu ÇED Olumlu işlemi aynı madencilik faaliyeti için daha önce davalı idare tarafından verilen ÇED Gerekli Değildir Kararı hakkında temyiz mercii olarak Danıştay’ın verdiği Yürütmeyi Durdurma ve Bozma kararları hilafına tesis edilmiştir. Söz konusu madencilik faaliyeti ile ilgili verilen ÇED Gerekli Değildir Kararı hakkında açılan davada; Gaziantep 2.İdare Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmiştir. Danıştay 6.Dairesi, davanın reddi yönündeki kararın temyiz başvurusu üzerine öncelikle 27/04/2010 tarihinde YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI vermiştir. 07/07/2010 tarihinde ise Danıştay, davayı esastan karara bağlayarak oybirliği ile BOZMA KARARI vermiştir. Bundan sonraki yargılama safahatında yerel mahkeme bu karara uyabilir ya da ilk kararında direnebilir. İkinci bir olasılık da Danıştay’ın Bozma kararı sonrasında davalı idarenin karar düzeltme yoluna başvurmasıdır. Özetle; ÇED Gerekli Değildir Kararının iptali yönünde kesinleşmiş bir yargı kararı yoktur ve idarenin bu kararı verirken tesis ettiği idari işlem icrai niteliğini korumaktadır.

 

Çevre ve Orman Bakanlığı aynı madencilik projesi için daha önce verdiği karar hakkında açılan dava devam ederken işlemeci firma tarafından yapılan ÇED başvurusunu kabul etmiş ve ÇED süreci sonucunda bu rapor nihai edilerek dava konusu ÇED Olumlu işlemi tesis edilmiştir. Çevre ve Orman Bakanlığı, ÇED Gerekli Değildir Kararı aleyhine açılan davalar devam ederken ÇED Raporu başvurusunu kabul ederek daha önce verdiği ÇED Gerekli Değildir Kararının hukuka aykırılığını kabul etmiş olmaktadır. Bu durumda ÇED Gerekli Değildir Kararı aleyhine açılan davaların konusuz kaldığının kabulü gerekmektedir. Fakat kamu kurumu olarak davada taraf olan Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından mahkemeye bu yönde bir beyanda bulunulmadığı gibi yukarıda özetlendiği şekilde bu davalar halen devam etmektedir.

Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından  dava konusu ÇED Olumlu kararının verilmesi Danıştay kararını yok saymak anlamına gelmektedir. İşletmeci firmanın yaptığı ÇED başvurusunun, en başından Bakanlık tarafından yargı kararı gerekçe gösterilerek ret edilmesi gerekirken, ÇED sürecine başlanması ve raporun nihai edilerek ÇED Olumlu kararı verilmesi, ağır hizmet kusuru oluşturacak derecede hukuka aykırı bir durumdur. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 138.maddesine göre; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” Çevre ve Orman Bakanlığı’nın Anayasa’nın bu amir hükmünün gereğini yerine getirmeme yetkisi yoktur. Önceki karar geri alınmadan bu kararla çelişik yeni bir işlem tesis edilmesi ise şekil ve usule aykırıdır.

Sonuç olarak; şu anda aynı madencilik projesi için hukuksal olarak geçerli hem ÇED Gerekli Değildir Kararı hem de ÇED Olumlu kararı vardır.

Sebep, Konu ve Maksat Unsurları Yönünden Hukuka Aykırılıklar:

İşletmeci firma tarafından Danıştay kararından sonra daha önceki “ÇED Gerekli Değildir Kararı” na dayanak olan Proje Tanıtım Dosyası,  içerik ve kapsam itibariyle aynen tekrar edilerek bu kez “ÇED Raporu” adı altında sunulmuş ve davalı idarece hukuka aykırı bir biçimde olumlu görüş verilmiştir. Danıştay 6.Dairesi “ÇED Gerekli Değildir Kararı” aleyhine açılan davada Gaziantep 2.İdare Mahkemesi’nin ret kararı hakkında Bozma kararı verirken iki temel konunun altını çizmiştir.

 

1-Aynı ekolojik bütünlük içinde ve aynı işletme ruhsatına ait alanların bütünlüklü bir çevresel etki değerlendirme sürecine tabi tutulması gerekmektedir. Danıştay’a göre;

 

“3213 Sayılı Maden Kanunu ile 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca çıkartılan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği bir arada değerlendirildiğinde, bir alanda maden zuhurunun çıkarılması ile başlayıp işletme ruhsatına bağlanan madene ait işleteme ruhsat sahasının 25 hektardan fazla olması ve bu ruhsata bağlı olarak yapılacak madencilik projelerinin ise 25 hektardan daha küçük çalışma alanlarında etaplar halinde gerçekleştirilmek istenilmesi durumunda, anılan madencilik projeleri, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’ne ekli EK-1 Çevresel Etki Değerlendirmesi Uygulanacak Projeler Listesi kapsamında Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanması gerekmektedir.”

“Diğer taraftan uyuşmazlığa konu olayda, işletme ruhsatına bağlanan madene ait toplam rezerv üretim miktarının 100.000m3/yıl hektardan fazla olmasına karşın, bu ruhsata bağlı olarak yapılacak madencilik projesinin ilk etapta 100.000m3/yıl’dan daha küçük çalışma alanında gerçekleştirilmek suretiyle Çevresel Etki Değerlendirme Raporu hazırlanmaktan kaçınıldığı görülmektedir. “

“Uyuşmazlık konusu alanda aynı işletme tarafından ve aynı amaçla yapılması planlanan diğer marn ocağı projeleri ve bu projelerin nitelikleri ile çevre açısından doğurabilecekleri olumsuz sonuçlar da dikkate alındığında (…)”

 

Çevre ve Orman Bakanlığı, Danıştay kararında hukuka aykırı olduğu açık ve net olarak ifade edilmesine rağmen bir kez daha 25 hektardan küçük sahaları ayrı ayrı çevresel etki değerlendirmeye tabi tutmuştur. Nitekim dava konusu kil ocağı ile ilgili ÇED süreci tamamlandıktan sonra Danıştay kararında belirtilen diğer maden sahalarından üçü hakkında da ayrı ayrı ÇED süreci işletilmiştir. Bu maden sahalarından biri için 24/11/2010 tarihinde diğer ikisi için 17/12.2010 tarihinde üç ayrı ÇED Olumlu görüşü daha verilmiştir. Çevre ve Orman Bakanlığı yargı kararlarını uygulamamanın bir türü olan “biçimsel uygulama” yoluna başvurmuştur. Sadece bu kez adına “ÇED Raporu” denilerek daha geniş ve ayrıntılı bir çevresel etki değerlendirme süreci işletildiği görüntüsü oluşturulmuştur. Ama Danıştay’ın asıl altını çizdiği bütünlüklü bir çevresel etki değerlendirme yapılmamıştır.

 

2-1.Derece Arkeolojik SİT Alanı Gerçeği: Danıştay kararında bu konu şu şekilde ifade edilmiştir:

“Anılan taşınmazın 1.Derece Arkeolojik SİT Alanı’nda yer aldığı açık olup, sit belirlemesinin daha sonraki bir tarihte yapılmasının işlemin tesis edildiği tarihte taşınmazın sit alanı niteliğinde olmadığı anlamına gelmeyeceği, taşınmazın arkeolojik sit alanı özelliğinin daha öncesinde de mevcut olduğu, bu konuda davacının korunabilir bir kazanılmış hakkının varlığından söz edilemeyeceği, aynı zamanda sit alanı olma özelliğinin Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’ne göre bölgenin hassasiyeti göz önünde bulundurularak yerinde keşif ve bilirkişi incelemesini gerektirdiği açıktır.”

 

Danıştay’ın aynı kararında da atıf yapılan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 658 sayılı İlke Kararı’nda 1.Derece Arkeolojik sit alanlarında madencilik faaliyeti yapılamayacağı açıkça belirtilmiştir. Sit alanı vasfı halen devam etmesine, gerek Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun kararı gerekse Danıştay kararı, bu alanda madencilik yapılamayacağını kesin olarak ortaya koymasına rağmen Çevre ve Orman Bakanlığı’nın ısrarla olumlu görüş vermesi hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

 

Son olarak ÇED sürecinde ÇED Yönetmeliği’nin 9.maddesine göre yapılması gereken Halkın Katılımı Toplantısı, usulüne uygun yapılmamıştır. Yöre yurttaşları bu projeyi köylerinde istemediklerini açıkça ortaya koymuş ve bu şekilde ÇED sürecine başlanmasının ve yapılmak istenen toplantının hukuki dayanağının olmadığını ifade etmişlerdir. Nihai ÇED Raporu ekindeki Halkın Katılımı Toplantısı tutanağından bu durumun tespit edilmesi gerekmektedir.

 

YÜRÜTMEYİ DURDURMA TALEBİMİZ:

2577 Sayılı Yasanın 27/2. maddesinde aranan dava konusu işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve telafisi güç veya imkansız zararların oluşması koşulları davamızda vardır. Bu neden Sayın Mahkemenizin dava konusu işlem hakkında davalı İdarenin savunmasını almadan, teminatsız olarak YÜRÜTMEYİ DURDURMA kararı vermesini önemle diliyoruz.

HUKUKSAL NEDENLER                        : Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi(özellikle 6. ve 8. maddeler), Anayasa, Çevre Kanunu, ÇED Yönetmeliği, Maden Kanunu, Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği ve Sair Mevzuat

 

DELİLLER                                      : Danıştay kararları ve her türlü yasal delil

SONUÇ VE İSTEM                        : Kahramanmaraş İli, Pazarcık İlçesi sınırları içerisinde Mineral Endüstri Ltd. Şti. tarafından işletilmesi planlanan Kil Ocağı projesi ile ilgili olarak TC Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü tarafından verilen 17/12/2010 tarihli ve 2057 sayılı ÇED Olumlu işleminin;

Davalı İdarenin savunması alınmadan YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA,

 

Yargılamanın DURUŞMALI yapılmasına,

 

●Yargılama sonunda dava konusu idari işlemin İPTALİNE,

Yargılama Gideri ve vekâlet ücretinin davalı idare üzerinde bırakılmasına karar

verilmesini vekâleten arz ve talep ederim.18.01.2011

Davacılar Vekili

Av.Mehmet HORUŞ

 

 

EKİ                                        :

Danıştay kararları

Vekâletnameler

 

SANKO’NUN YARGI KARARLARINI YOK SAYMA ÇABASI SUYA DÜŞTÜ

 

Çimento hammaddesi olan marn ve kil elde etmek için Mineral Endüstri Ltd.Şti adı altında D.Karahasanlar’da madencilik faaliyeti yürüten SANKO’nun maden ocakları, yöredeki köylülerin açtıkları davalar sonucu Danıştay tarafından durdurulmuştu.

Bunun üzerine yargı kararlarına rağmen maden ocağı işletmek isteyen SANKO, “kapasite artırımı” adı altında Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan yeni izin aldı. Aslen faaliyeti durdurulan bir maden ocağında, sanki faaliyet devam ediyormuş gibi “kapasite artırımı” yoluna gidilmesi açıkça “hukuka karşı hile” anlamını taşıyordu. Bu nedenle alınan bu izin aleyhine Gaziantep İdare Mahkemesi’nde açılan davada, K.Maraş Valiliği, dava konusu izni geri almak durumunda kaldığını bildirdi. Bu kararla birlikte şu anda SANKO’nun D.Karahasanlar’daki madencilik faaliyetinin hiçbir yasal bir dayanağı ve geçerli bir izni kalmadı. Kısa bir süreliğine de olsa yöredeki madencilik faaliyeti nedeniyle çevrede çok ciddi zararlar oluşmuştu.

Ovamızı kurtarma mücadelemizde önemli biradım olan bu mahkeme kararını yayınlıyoruz:

 

Devamını oku...

 

22/01/2010

DANIŞTAY 6.DAİRE BAŞKANLIĞI’NA

DAVA KONUSU                 : Kahramanmaraş İli, Pazarcık İlçesi, Çöçelli Köyü, Yelliyurt Dere mevkiinde bulunan K.Maraş Çimento Sanayi ve Madencilik İşletmeleri A.Ş. tarafından işletilmesi ve kurulması planlanan ‘Kalker Ocağı ve Entegre Çimento Fabrikası’ projesi ile ilgili olarak verilen ‘Çevresel Etki Değerlendirme OLUMLU’ kararının öncelikle YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASI ve İPTAL edilmesi istemli dava

 

Devamını oku...

 

DANIŞTAY 6.DAİRE BAŞKANLIĞI’NA

Kahramanmaraş İli, Pazarcık İlçesi, Akçakoyunlu Köyü civarında bulunan Çimko Çimento ve Beton San. Tic. A.Ş. tarafından işletilmesi ve kurulması planlanan ‘Kalker Ocağı ve Entegre Çimento Fabrikası’ projesi ile ilgili olarak verilen ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu’ kararının öncelikle Yürütmesinin Durdurulması ve İptali istemli dava

Devamını oku...

 

DANIŞTAY 6.DAİRE BAŞKANLIĞI’NA

Kahramanmaraş İli, Pazarcık İlçesi, Akçakoyunlu Köyü civarında bulunan Çimko Çimento ve Beton San. Tic. A.Ş. tarafından işletilmesi ve kurulması planlanan ‘Kalker Ocağı ve Entegre Çimento Fabrikası’ projesi ile ilgili olarak verilen ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu’ kararının öncelikle Yürütmesinin Durdurulması ve İptali istemli dava

Devamını oku...

 
MUHTARLARIMIZ

1-Çiğdemtepe Köyü Tüzelkişiliği adına Köy Muhtarı Cuma Akkavak

2-Tetirlik Köyü Tüzelkişiliği adına Köy Muhtarı Hasan Kaşıkçı

3-Hanobası Köyü Tüzelkişiliği adına Köy Muhtarı Rıza Aslan

4-Evri Kasabası-Pınarbaşı Mahallesi adına Muhtar Ali Altunatmaz

5-Evri Kasabası Taşbiçme Mahallesi adına Muhtar Ali Alkan

Detaylı bilgi için lütfen tıklayın

 

6-Evri Kasabası Merkez Küme Evler Mahallesi adına Muhtar Veli Yuval

7-Akdemir Köyü Tüzelkişiliği adına Köy Muhtarı İbrahim Ongun

8-Karahüyük Köyü Tüzelkişiliği adına Köy Muhtarı Mehmet Altay

9-Demirciler Köyü Tüzelkişiliği adına Köy Muhtarı Ali Gökpınar

10-Yeniköy Köy Tüzelkişiliği adına Köy Muhtarı Hüseyin Yılmaz

Detaylı bilgi için lütfen tıklayın

 

11-Arslanbey Köyü Tüzelkişiliği adına Köy Muhtarı Mehmet Akkunt

12-Ördekdede Köyü Tüzelkişiliği adına Köy Muhtarı Kemal Günal

13-Çöçelli Köyü Tüzelkişiliği adına Köy Muhtarı Memik Çöçelli

14-Osmandede Köyü Tüzelkişiliği adına Köy Muhtarı Hasan Çankaya

15-Doğanlı Köyü Tüzelkişiliği adına Köy Muhtarı Ahmet Uras

Detaylı bilgi için lütfen tıklayın

 

16-Bölükçam Köyü Tüzelkişiliği adına Köy Muhtarı Barış Dapar

17-Karaçay Köyü Tüzelkişiliği adına Köy Muhtarı İsmail Pancar

18-Bayramgazi Köyü Tüzelkişiliği adına Köy Muhtarı Mehmet Omurca

19-Cennetpınar Köyü Tüzelkişiliği adına Ali Dölek

20-Denizli Köyü Tüzelkişiliği adına Köy Muhtarı Veli Orundaş

Detaylı bilgi için lütfen tıklayın

 

21-Seyrantepe Köyü Tüzelkişiliği adına Köy Muhtarı Ahmet Sincer

22-Söğütlü Köyü Tüzelkişiliği adına Köy Muhtarı Salman Soya

23-Doğanlıkarahasan Köyü Tüzelkişiliği adına Köy Muhtarı Garip Köylüce

24-Salmanupak Köyü Tüzelkişiliği adına Köy Muhtarı Ali Torun

25-Yolboyu Köyü Tüzelkişiliği adına Köy Muhtarı İsmail İlküplü

Detaylı bilgi için lütfen tıklayın

 

26-Yarbaşı Köyü Tüzelkişiliği adına Köy Muhtarı Mehmet Özulus

27-Armutlu Köyü Tüzelkişiliği adına Köy Muhtarı Bayram İtmeç

28-Çiçekalan Köyü Tüzelkişiliği adına Köy Muhtarı Salman İlengiz

29-Maksutuşağı Köyü Tüzelkişiliği adına Köy Muhtarı Mustafa Manaz

30-Halka Çayır Köyü Tüzelkişiliği adına Köy Muhtarı Aziz Manış

Detaylı bilgi için lütfen tıklayın

 

31-Alibeyuşağı Köyü Tüzelkişiliği adına Köy Muhtarı Hüseyin Sertdağ

32-Sivricehüyük Köyü Tüzelkişiliği adına Köy Muhtarı Mehmet Caner

33-Yeniyurt Köyü Tüzelkişiliği adına Köy Muhtarı Ahmet Uruş

34-Kapıçam Köyü Tüzelkişiliği adına Köy Muhtarı İrfan Yıldız

35-Çiğli Köyü Tüzelkişiliği adına Köy Muhtarı Aziz Ünlüdağ

36-Çınarlı Köyü Tüzelkişiliği adına Köy Muhtarı Mustafa Cılgı

37-Narlı Beldesi-İsmetpaşa Mahallesi adına muhtarlığa vekâleten aza Mehmet Taş

Detaylı bilgi için lütfen tıklayın

Linkler
Pazarcık Kültürü
Reklam
Anket
Sizce Çevre hareketimiz nasıl örgütlenmelidir?